Yılmaz Erdoğan kimdir ve başarıları nelerdir?

Yılmaz Erdoğan kimdir ve başarıları nelerdir?
  • 20.02.2013

Yılmaz Erdoğan 4 Kasım 1967 Hakkari doğumludur.

Yılmaz Erdoğan Yazar, Şair, Tiyatrocu, Oyuncu ve Yönetmen’dir.

Yılmaz Erdoğan’ın büyük ölcüde tanınması Bir Demet Tiyatro adlı dizi ile olmuştur. Buradaki Mükremin Çıtır karakteri çok beğenilmiştir.

Yılmaz Erdoğan’ın 10’dan fazla yayınlanmış kitabı bulunmaktadır. Bunların türü ise Şiir, Diyalog ve oyun’dur hatta bir tanede deneme tarzı kitabı vardır.

Yılmaz Erdoğan,
Vizontele,Vizontele Tuuba, Organize İşler, Neşeli Hayat ve Kelebeğin Rüyası filmlerinin yönetmenliğini yapmıştır.

Altın Kelebek Ödüllerinde 2001 Yılında Vizontele filmi ile En iyi Erkek Oyuncu ödülünü almıştır.

Aşağıdaki filmlerde oyunculuk yaptığı filmler ise şunlardır;
Siyabend ile Heco (1991)
Vizontele (2001)
Vizontele Tuuba (2004)
Organize İşler (2006)
Neşeli Hayat (2009)
Çok Filim Hareket Bunlar (2010)
Bir Zamanlar Anadolu’da (2011)
Gergedan Mevsimi (2012)
Kelebeğin Rüyası (2012)

Yılmaz Erdoğan’ın ençok sevilen “Ankara” şiirinde Ankara’yı anlatmış ayrıca “Sevebilme İhtimali” şiirinde de Ankara’dan söz etmiştir bunun sebebi ise Çocukluğunu Ankara’da geçirmiş olmasıdır. Ankara Aydınlıkevler Lisesi’nde okumuş ve daha sonra İstanbula yerleşmiştir. Bu iki şiir Yılmaz Erdoğan’ın En çok sevilen şiirleri arasındadır.

Eğer bu şiirlerini bugüne kadar okumadıysanız eğer yazımın aşağısına her iki şiiride ekledim.

Yılmaz Erdoğan 39 yaşında Belçim Bilgin Erdoğan ile evlenmiş ve iki tane çocuğu bulunmaktadır.

www.bilgiufku.com

SEVEBİLME İHTİMALİ

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam…
Ben seninle bir gün Veyselkarani’de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara’da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi…
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu’larımız vardı…
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı…
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla…
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu’na inat bir Türkçeyle…
Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara’ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara’da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Ankara’ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi’ne gelebilme ihtimalini seviyordum.

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van’daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt’ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!

 

ANKARA

Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar…
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar…
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat’ın büyük elleri
ararat’ın kız yelleri
cilo’nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara’ ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara’da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa’da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara’ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme
Ankara’yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara’yı sevdiğini anlamadan
ankara’da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara’ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar…
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş’ ı hem bülent ersoy’ u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen…
memurlar…….
ankara’ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar…
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık…
ankara’ya öyle yakışırdı ki kar….
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara’ yı
O’nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara…..
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara’ya öyle yakışırdı ki kar…
asfaltlar ışıldar…
yalanlar…
şimdi ve sonra ne zaman ankara’ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.

Türkiyede Kadınlar mi Erkekler mi çok yaşıyor?
Ülkemizde ortalama yaşam süresi yıllara gör artış göstermeye devam etmektedir. Ortalama yaşam süresi ülkelerin bulunduğu koşullara göre değişiklik göstermektedir. Acaba...
Türkiyede yıllara göre altın üretimi ne kadardır?
Ülkemizde bilindiği üzere altın üretimi 2001 yılında başlamıştır. Bu yıldan itibarende günden güne altın üretimi artış göstermiştir. Ülkemiz Avrupa birliği...
Türkiye’nin yıllara göre trafiğe kayıtlı motor sayısı nedir?
Ülkemizdeki trafiğe kayıtlı motorlu taşıt sayısı yıllara göre sürekli olarak artış göstermektedir.  Tüik verilerine baktığımız zaman 1965’li yıllarda 200 Bin...
Yakup Kadri Karaosmanoğlu Eserleri nelerdir?
Ülkemizin en önemli yazarları arasında bulunan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Hüküm Gecesi, Yaban, Nur Baba, Kiralik Konak, Sodom ve Gomore gibi...
Ülkemizin en çok ihracat yaptığı 10 ülke hangisidir?
Genel itibari ile sıralamada yıllara göre fazlı bir değişiklik görülmemektedir. Son yıllara bakıldığı zaman en fazla ihracat yapmış olduğumuz 10...
Ülkemizdeki en çok üyesi bulunan Memur Sendikası (Konfederasyon düzeyinde) Hangisidir.
Ülkemizde birçok küçüklü büyüklü sendika bulunmaktadır. Bazı sendikaların hiç üyesi bulunmazken bazı sendikaların üyesi ise 10 Binlerce hatta 100’bini geçen...
Ülkemizin en çok ithalat yaptığı 10 ülke hangisidir?
Genel itibari ile sıralamada yıllara göre fazlı bir değişiklik görülmemektedir. Son yıllara bakıldığı zaman en fazla ithalat yaptığımız 10 ülke...
Yamaç Paraşütü Türkiye rekoru nedir?
Günümüzde yamaç paraşütü bir spor haline gelmiştir, 1980 yıllarında başlayan bu spor günümüzde birçok ülkede yapılmaktadır. Yamaç paraşütü sporunun ülkemizdeki...
Yarı metaller nedir? Kaç yarı metal vardır hangileridir?
Yarı metaller periyodik tabloda bulunan elementlerden bir gruba verilen isimdir. Hem metallerle hemde ametaller ile tepkimeye girerler fakat bu tepkimeye...
Yüzbaşı nedir? Rütbesi nasıldır?
Türk ordusundaki subay rütbelerinden bir tanesi olup Binbaşı ile Üsteğmen rütbesi arasında bulunan rütbedir. Yüzbaşıların bu rütbedeki görev süreleri normal...
Yüzmede kulaç ve ayak çırpmanın önemi nedir?
Yüzme genel olarak kulaçlar ve ayaklar ile yapılmaktadır. Tabi insanlar sadece ellerini kullanarak da yüzebilirler, sadece ayaklarını kullanarak da yüzebilirler...
Zayıf metaller nedir? Kaç tanedir ve çeşitleri nelerdir?
Zayıf metaller diğer adıyla post-geçiş metalleri periyodik tabloda bulunan bir grup elementtir. Metaloidler ile geçiş metalleri arasında bulunmaktadırlar. Geçiş metallerinden...
Sesin sudaki hızı ne kadardır? 
Çoğumuz ses hızının ne kadar olduğunu bilir fakat bu bilinen sesin havadaki hızıdır. Yani aşağı yukarı saniyede 340 metredir. Ses...
Serengeti nedir?
Serengeti Afrika Kıtasında Tanzanya’da bulunan dünyanın en önemli milli parklarından bir tanesidir. Serengeti milli parkı ismini en çok Afrika kıtasındaki...
Kamu Çalışanları sendikalı sayısı nedir?
Ülkemizde özelikle sendikalaşma oranın çok düşük olduğu konusunda bazı haberler çıksa da aslında sendikalaşma oranı o kadar düşük bir ülke...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Araç çubuğuna atla